Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışıyla Birlikte, Türk Dilindeki İlk Yazılı Belgeler Ne Zaman Başlar?

Türk dilindeki yazılı belgeler bilindiği üzere Miladi 8.asırda başlar; artık tarih değişti. Günümüz Moğalistan’ının sınırları içinde kalan Orhun Vadisi’ndeki, son yapılan araştırmalarla bugüne kadar bildiğimizden daha çok sayıya ulaşan  anıt kitabelerden söz ediyoruz. Orhun bölgesinde Rus Türkolog Dmitri D. Vasilyev tarafından yapılan yüzey araştırmaları ve kısmi kazılarda hem bir yerleşim ortaya çıkıyor hem de yazıtlar şu anda dahi bilinenden iki asra yakın bir süre geriye gidiyor. Ayrıca bu bölgede kullanılan “Göktürk” dediğimiz runik yazının kaynağı da tartışmalıdır. Katibler sınıfının Sogdlar (Bugünkü Taciklerin ve Asa İran’ilerinin ataları olan kavimdir.) olduğunu ileri sürenler de vardır. Yine söz konusu bölgedeki Dokuz-Oğuz ve Uygurlar Konfederasyonu’nun üyeleri de tarihçiliğin tartışmasına açıktır. Kaldı ki birazdan değineceğimiz gibi, Oğuzların Döger kolunun eski Toharlardan geldiği kabul edilse de, Toharlar Aryen bir grup olarak bilinmektedir. Öte yandan bugün bu bölgedeki Kırgızların da Oğuzlardan olduğu ileri sürülür. (Kırgız bilginler içinde yöntemsiz iddialarla kendi kavimlerini İskitlere ve Toharlara bağlayanlar olduğunu da unutmayalım.) Karşı bir teori olarak, İskit tipi Aryen göçebeleri, bölgenin eski sakinleri ve o halkların cedleri olarak gösterenler de vardır. Fakat bunların hiçbiri vuzuha kavuşmamıştır. Böyle problemler başka uluslar için de mevcuttur. Avrasta’nın büyük halklarından olan Rusların tarihi için Slav ve Norman Teorileri İleri sürülmektedir. Rusların isminin İsveçli Varegler tarafından konduğunu ve oluşumlarını bunlara bağlayan Norman teorisi gibi… Şüphesiz ki ta Mikhail Lomonosov’dan beri her tür rus münevverinin tepkisini çeker bu görüş ve karşısına Rus teorisi çıkarılmamıştır. Müteveffa Omeljan Pritsak üçüncü ayrı bir Rus görüş ortaya koydu ve Rus Devleti’nin oluşumuna Türkleri de kattı.

Her Halükarda Türk tarihçiliğinin mevcut kaynakları değerlendirmesi, bölgenin eski dillerini inceleyip mukayese yapması ve açık bir kuramı ortaya koyması gerekir. Görüldüğü gibi Türk tarihi üniversal tarihin önemli ve dışlanamaz bir dalıdır ama aynı nedenle Türk tarihini incelemek için de üniversal tarihin bütün dallarında, bir dizi kavmin dili ve tarihi üzerine uzman yetiştirmek ve söz sahibi olmak gerekmektedir. Bugunkü akademik düzey ve durumuyla Türk tarihini kendi dilindeki kaynaklardan incelemek, ancak 6. asırdan itibaren mümkündür; Türklerin hiç de genç bir tarihi topluluk olmadığı açıktır ama son on üç asırlık yazılı tarihin kaynakları incelenme bakımından zorluk ve dağınıklık arz eder.

 

 

Kaynak: Türklerin Tarihi- İlber Ortaylı